limon ağacı

hayata geldin. temelde senden önce gelenlerin ve senden sonra gideceklerin tıpatıp aynısı bir hayat yaşadın. ve bir gün öldün. 

bu kalıp tarihin içine işleyen en geçerli-yıkılamayan kalıptır. çünkü istisnası azdır. 

ilk ve son maddeyi değiştiremeyiz ama ikinci madde o kadarda zor olmasa gerek. kalabalıkları taklit etmeyin bişeyler kendiliğinden olur zaten.

60’lı yıllarda geçen bir aşk romanı. Yasak aşkı konu alan binlerce kitaptan birisi. Ana karakterin aşırıya kaçan hayalperestliği,vurdumduymazlığı kitabı okurken bana pek inandırıcı gelmese de gelecek insanlar bulunabilir elbet.Beni etkileyense kitabın farklı bir yönü..
”Eğer kadınların kalbine giden bir yol varsa, inanın bana sözcüklerden geçer.” Bir kadın okuyucu olarak kalbimize giden yolun üzerinde çok uğraşmış Kürşat Başar. Bir kadının dilinden yazılan aslında klasik bir aşk romanı. Beni etkileyense erkek bir yazarın kadınların iç dünyasını böylesine güzel tasvirleyebilme yeteneği(nedense bana Paulo Coelho’yu anımsattı.) Fakat iyi yoğrulmuş çiğlikten arındırılmış sözcükler dizinin yanında kurgusu zayıf kalmış. Bilindik bir aşk hikayesi kabul ama bu kitabı okurken sonunu hiç merak etmedim, cümlelerin sözcüklerin tadı damağımda kaldı bulunduğum sayfayı çevirmek istemediğim çok yer oldu. ”insanın neler yaşadığı önemli değildir, önemli olan ne hissettiğidir.” Bir garip özelliği daha; romanı anlatan ana karakter olan genç tutkulu kızımızın kitapta isminin hiç geçmemesi -geçtiyse de ben göremedim.
Kitabın zayıf bir noktası da yazım hataları ve yer yer yapılan anlatım bozuklukları galiba. Yine de 45 üzerinde baskı yapmış boş bir vakitte garip bir sonla etkilenmek ve hayata dair soru işaretleriyle baş başa kalmak istiyorsanız alıp okuyun derim.
"gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk , hiçbir yere gitmiyor."  

60’lı yıllarda geçen bir aşk romanı. Yasak aşkı konu alan binlerce kitaptan birisi. Ana karakterin aşırıya kaçan hayalperestliği,vurdumduymazlığı kitabı okurken bana pek inandırıcı gelmese de gelecek insanlar bulunabilir elbet.Beni etkileyense kitabın farklı bir yönü..

”Eğer kadınların kalbine giden bir yol varsa, inanın bana sözcüklerden geçer.” Bir kadın okuyucu olarak kalbimize giden yolun üzerinde çok uğraşmış Kürşat Başar. Bir kadının dilinden yazılan aslında klasik bir aşk romanı. Beni etkileyense erkek bir yazarın kadınların iç dünyasını böylesine güzel tasvirleyebilme yeteneği(nedense bana Paulo Coelho’yu anımsattı.) Fakat iyi yoğrulmuş çiğlikten arındırılmış sözcükler dizinin yanında kurgusu zayıf kalmış. Bilindik bir aşk hikayesi kabul ama bu kitabı okurken sonunu hiç merak etmedim, cümlelerin sözcüklerin tadı damağımda kaldı bulunduğum sayfayı çevirmek istemediğim çok yer oldu. ”insanın neler yaşadığı önemli değildir, önemli olan ne hissettiğidir.” Bir garip özelliği daha; romanı anlatan ana karakter olan genç tutkulu kızımızın kitapta isminin hiç geçmemesi -geçtiyse de ben göremedim.

Kitabın zayıf bir noktası da yazım hataları ve yer yer yapılan anlatım bozuklukları galiba. Yine de 45 üzerinde baskı yapmış boş bir vakitte garip bir sonla etkilenmek ve hayata dair soru işaretleriyle baş başa kalmak istiyorsanız alıp okuyun derim.

"gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk , hiçbir yere gitmiyor."